Date: 8 June 2012
Notes: 1 note
Tagged as: the away days. muse. David Bowie. ziggy stardust. beach house. schutmaat trio. sigur ros. suckers. sxsw. efes pilsen one love 11.
1 Haziran - 8 Mayıs Arası Neler İzlemişim?
1. The Away Days - Rumous (WEARTBEAT Studio Sessions)
Yine The Away Days der gibisiniz. Duyar gibiyim. Yeni videolardan beğendiklerimi sunmak istediğime göre, yine sunuyorum. Çekim bir önceki post’taki gibi değil, o yüzden çok izleyebildim. Biraz WEARTBEAT ’ten bahsedeyim. 11 kişilik bir ekip dergi tadında bir online müzik kaynağı sunuyorlar sayfalarında. Müzik ve eleştiri blogları arasında sıklıkla girip ‘yeni ne var?’ diye dolaştığım sitelerden. Farkları ise bence studio sessions daha önce Toz ve Toz’u konuk etmişlerdi ve o şekilde tanışmıştım kendileri ile. Bu kez The Away Days stüdyo performansı ile geldiler. Bizim çocukları daha övmeyeceğim, her seferinde daha da keyifli sahne sunuyorlar bize. Bir müjde ise Efes Pilsen One Love 11 ‘de hangi gün sahne alacaklarını belirlendiğidir: 15 Temmuz’da ikinci sahnede! ay lav The Away Days.
2. Suckers - Figure It Our & Bricks To The Bones (SXSW)

Nisan ayında bir SWSX çılgınlığı yaşadık, az çok biliyorsunuzdur. Oradan bir performans ile devam ettim haftama. Suckers. Figure It Out çok sevediğim parçalarındandır. Yanında Bricks To The Bones da var şimdiki videoda. İki parça da yeni albümleri ‘Candy Salad’tan. Suckers kimdir? Buradan ayrıntılı gezebilirsiniz. Ben özet yapacağım. Amerikalı grubun üyeleri birbirlerine çok yakın yaşayan şehrin kültüründen çok etkilenmiş kişiler olarak adlandırıyorlar kendilerini. Yale’den Brooklyn’e, MoMA’dan solo albüm çalışmalarındaki deneyimlerine, bir çok etki unsuruna sahip deneysellikten uzak, fanlarını çok seven, David Bowie ve KAte Bush’tan farkedilir biçimde etkilendiklerini söylemekten çekinmeyen Suckers bundan sonra beni de fanları olarak bilsin isterim buradan :)
3. Schutmaat Trio - Drifting (Live at SoundVille Sessions)

İlk videomuzun çekiliş mantığının aynısı ile (hatta çekim modu benzerliği de göz ardı edilemez) Schutmaat Trio. İşin içinde kadınları görünce tabii bende bir özen ve istek oldu araştırmak için kendilerini :) Kolombiya asıllı grubumuz 2011’de “Loose Translation” adında, Radiohead, Muse ve The Black Keys gibi gruplardan izler taşıyan EP’lerini yayınladılar. Indie’ci Trio’muz epey sevimli. Web sitelerinden EP’yi indirebilirsiniz, indirirseniz özellikle Only Child’ı dinleyin derim. Ben beğendim.

2011 Rock’n Coke, Beach House’u bizimle buluşturan etkinlikti. Bu yıl bizimle buluşan dördüncü albümleri Bloom’dan yeni video Lazuli’ye geldi. Turnelerinde yer bulmak isterdik fakat göremedik. Rock’n Coke’un doyurucu ve sahneler arasında koşmaktan yorucu programında kendilerine yeterli ilgi ve alakayı gösterememiştim. Klibi Allen Cordell çekmiş. kendisi Cause & Effect‘in mimarlarındandır ayrıca. CV’sini PDF olarak indirip özellikle birlikteliklerini inceleyiniz derim. İşte Beach house ile bu yetenekli adamın (ve bir sürü adamın/kadının daha) birlikteliği, güzel bir iş ortaya çıkarmış. Çekilebilecek herşey çekildiyse de izlenesi olmayı başaranlardan.

Hepimiz Valtari’nin hipnotize edici sound’unun farkındayızdır. Her albümde bir izlenim bırakıyorlar, şarkıları sanki saat süren bir ses bütünlüğü! Valtari’de bunu daha çok hissettim. 2 saniyelik şarkı geçişleri olmasa, dediğim gibi, bir seans, bir ayin hatta! Bunu bana hissettiren bir diğer grup ve albümü Air ‘Voyage Dans Le Lune’ idi. Çağrışımları aynı olan iki albüm var bu yıl yine elimde, muhteşem. Fakat konudan sapmayayım, derdimiz klip. Albümü dinlediklerinde akıllarına gelecek ilk ve herşeyin klibini yapmalarını istemişler seçtikleri yönetmenlerden, bunun adına da ” The valtari mystery film experiment” demişler. Ki çok mühteşem işler geliyor. ilki ‘ég anda’ idi. Varuð’nun klibi İzlandalı yönetmen Ingibjörg Birgisdottir‘e ait. Zaten o suları çok çeker içim, klip ile daha çok çekildi kuzeylere, aşık edici soğukluğu vardır eminim fakat ben soğuk ve kasvet severim. İlhamı boldur. Bu klip de bana çok ilham verdi, içimi açtı hatta! bir sonraki klibi merakla bekliyorum ve sizi Zülal Kalkandelen’in grubun davulcusu ile yaptığı röportajla başbaşa bırakmak istiyorum.
6. David Bowie - Rock’n Roll Suicide (Hammersmith ‘73)

6 Haziran Ziggy Stardust‘un 40.yılıydı. Videoları gezinirken yine yeni yeniden, varlığına taptığım bu adamın Ziggy’i yaratışını kırkıncı yılı, ben daha yok iken. Londra’dan bir konser videosu. yorum yapamayacağım ama ” I’m an alligator” diyebilirim. Bu performans ise albümün son parçasıdır. 40 yıl geçmiş olmasına karşın her gün değerine değer katan bir albümü yapmış olmak! Sırf Bowie’ye değil, o albümde, kayıt esnasında orada olan, sonrasında yer alan vs. herkese minnettarım aslında. Kelimelerin anlatmaya yetmeyeceği eşsiz başarılardan biridir bu sanatçı ve diğer tüm emekçileri için bu oluşumun… Saygı ve övgüden öleceğim sanırım, buyrun izleyin videoyu. Bir not: tabii sanırım bu konserde Ziggy olmakdan sıkıldığını söylemişti Bowie. Bilemeyiz. O, Bowie.
7. Muse - The 2nd Law ( Album Trailer) 
Çok özledim Muse yenisi dinlemeyi! Çok hevesle dinlediğim “yeni albüm”lerdendir onların her bir albümü. Çok anlam yüklerim, her seferinde bekentim daha da yükselir. Yeni albüm Eylül’de, bu da trailer’ı. Çok günümüze hatta ülkemizin içinde bulunduğu uygunsuz siyasi ve asayiş şiddetini yansıtan bir trailer. Arkada kulağımıza çalınan ise çok daha isyana dönmüş, sert bir Muse esintisi, eğer bir parçalarındansa, çok gaza geldim ben. Eylül’ü bekliyoruz. Ayrıca turne için tıklayınız. Heveslenmeyiniz Türkiye yok! 2013 yazına artık.
Bu haftada bu kadarcık video ile ilgilenebildim. Ama benim için çok verimli keşifler oldu bazıları. Haftaya da görüşürüz.
-
nomenklature likes this
-
fulyakoksalar posted this